ciğerimi yakıp kavuruyor dinmeyen gözyaşların
bakma bana öyle yardım dilenerek
yüreğimi parçalıyor acılı bakışların
bir ana yüreği anlar ancak bu çaresizliği
çocuğunun titrek sesini kilometrelerce uzaktan işiten bir baba
bir yastıkta kocamayı hayal ederken
sevdiğini beyazlar içinde toprağa veren bir eş
sevdiğine yapılan işkenceyi
eli kolu bağlı izlemek zorunda kalan isyan dolu bir yürek
Sen ağlama be çocuk
işte yaşam bu
tadacaksın aşk acısını da ihaneti de
çünkü gerçek bu
bilirim en kötüsü dost bildiğin yüzlerin maskesiz gözleri ile yüzleşmek
ama çocuk
inan bana acı da olsa büyümek bu
Hayyam bile demiş ki:
Beni dünyaya getirdi hiç istemeden,
Şaşkınlığımı artırdı yaşam gün günden,
İsteğimle gidecek de değilim buradan
Niye geldik, niye gidiyoruz? Var mı bilen?
Ah be çocuk
kime soruldu ki isteği
kim şaşırmadı ki gözlerini açarken bu koca dünyaya
herkes başaşağı sallanırken iki elin ucunda
poposuna yediği bir şaplakla ağlayarak açtı gözlerini dünyaya
yaşam bu çocuk
mutlulukla mutsuzluk savaşacak yüreğimizde her geçen gün
iki gün ağlayan üç gün gülecek
üç gün gülen dört gün ağlayacak
biliyorum zordur birden tersine dönmesi dünyanın
zordur dertsiz tasasız günleri geride bırakmak
zordur binbir türlü yüreğin
binbir türlü maskesi ile yüzleşmek
pek zordur kalabalıklar içinde var olmak
en zorudur kalabalıklar içinde tek kalmak
ama çocuk
her inişin vardır mutlaka bir çıkışı
biraz sabır biraz metanet
devran bu yine döner elbet
çaresi olmayan tek dert ölüm acısı
inan çocuk
onun bile var zaman denen ilacı
ağlama be çocuk
her yara kurur kabuklanır
alevlerin üzeri bir gün gelir küllenir
indiğinden daha çok çıkarsın inan
yeter ki indiğin yolları iyi bil
ah be çocuk yeter
sen ağlama
ellerim kollarım bağlı
çaresizim anla
parçalama yüreğimi
sen yeter ki dik dur doğrudan şaşma
geçecek inan bana
zamandır her derdin ilacı
işte yaşam denen geçek anla
çünkü büyümek bu...
