Bugün mutsuz açtım gözlerimi yaşama,
çünkü yanlızlığımı haykırıyordu bir haftadır dört köşe ekran.
Yanarak tekliğime
en çoğun içinde, bir alışveriş merkezinde açtım gözlerimi...
İnsanlar vardı girip çıkan
bir kalabalık, bir telaş
renkli paketler, üzeri süslenmiş
belli ki sevgiliye alınmış
bu özel günün nişanı
üzeri bolca kalple bezenmiş
hediyeler...
Tam o sırada duydum taa uzaklardan
bir akordiyonun ağıt yakışını aşka...
Büyüye kapılıp yaklaştım adım adım
dağlarken kalbimi
sonu hep ayrılık olan aşkın
hüzünlü mırıltısı yaşama..
İnsanlar vardı müzisyenle aramızda
kolları kalabalık, gözleri soğuk
üzeri bolca kalple bezenmiş aşk nişanları, ellerinde...
bizi görmeyen,
ağlayan nağmeleri hiç duymayan,
kucaklarında bolca kalple bezenmiş paketleri...
kalpleri sağır olmuş belli ki
sözüm ona
sevdiğine koşturan...
14 Şubat 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

7 yorum:
Yüzünü dökme küçük kız
Bırak üzülmeyi
Bir tek sen misin bir düşün
Unutan sevilmeyi
Her siyahın bir beyazı
Gecelerin gündüzü de vardır
Yüzünü dökme küçük kız
Kızma onlara
Yalnız sen misin bir düşün
Zincir oranda buranda
Her tutsağın bir kaçışı
Uykunun uyanışı da vardır
Yüzünü dökme küçük kız
Yaşamın anlamını bul
Sonra dinle kendini
Yolunu bil
Her siyahın bir beyazı
Gecelerin gündüzü de vardır..
Zülalcim sana yine sarkılardan bir cevap yazacagim. Bak Bülent Ortacgil'in sözleri sanki senin için söylenmiş...
Sevgiyle kal.
Bengü
Sen yalnız değilsin ki zülal...
Seni seven beklentisiz dostların var.
Aşka gelince..
O kolay bulunmuyor biliyorsun
Buluncada kıymeti bilinmiyor.
Kalbi sağır olmuş... dizeleri cok güzel
Ne güzel yazmışşın.
bana Behçet Necatigil'in şiirini hatırlattı.
sevgileri yarınlara bıraktınız
cekingen,tutuk,saygılı
bir bakış bile yeterken anlatmaya
her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı...
Erhan Ersoy
Canım Zülalciğim o güzel kalbinle belki en çok sen hakediyorsun sevgiyi.Hayat herşeyi herkese adil dağıtmıyor ki.Ama sen yine de evrene sevgi siparişi vermeye inatla devam et.Kalbinin hakettiği sevgiyle dolması dileğiyle sevgililer günün kutlu olsun...ZUHAL
Yazarken değilde yorumları okurken mümkün değil dayanamaz insan.
Yüreğini bırak,sanki ceplerinden sevgi taşan,bir değil yılda birkaç sevgili
günü kutlasa sevgililerini yinede sığdıramıyacak insanlar görünümünde
insanların yorumlarını okurken kesin nöbet geçirmiştir Zülal hanım.
Bu şirin yazıyı yazmış olmaktan çok pişman olmalı,,Nasıl bir teselli
yada geçmiş olsun gibi yorum ki "Vay be,,ne durumdaymışımda haberim yokmuş"
dedirtir insana.
Söylermisiniz Zülal hanım,gerçekten bu tesellileri hak edecek gibi ruh
halindemisiniz.
İçinde sevginin kralı varken bir insan,bu dizeleri yazamazmıki acep ?
"Kalplari sağır,,,"Aklıma getirdi,"Dilleri sağır",sıcacık yakınlaşma niyeti
ile bile olsa,özenle seçtikleri kelimelerle bi araya getirdikleri cümlelerdeki
soğukluğu gördüm,,üşüdüm..
4.yorumu yapıp adını yazmayı unutan çok bilmiş şahıs!
bi sevgili bul kendine, sarılıp ısınırsın.
bu yorumları yapan insanları tanımadığın belli,sıcacık yakınlaşma niyetleri yok. zaten sıcaklar.sen içinde yaşattığın buzul'u farketmişsin yorumlardaki dostane sıcaklığı görünce.özenle seçtiğin kelimeler gibi özenle seçseydin dostlarını eritirdin içindeki buzulu çok önceden.
Erhan Ersoy
5. yorumu yazarak az bilmişliğini açıklayan Erhan Ersoy efendi,
benim ısınma problemim sizin yorumlama eksikliğinin arkasında kaldığından gelin
öncelikli olarak sizdeki problemi halledelim.
Çok özel yakınlık veya böyle niyet yoksa eğer,ki varsada bu
özel mekanlarda dile getirilir,,,okuyan,yazanın edebi ve
vurgusundaki tavrı,şekli,üslubu ile ilgilenir.
Yoksa siz gibi bakarsak yazılanlara,anlatılanlara,Rahmet olsun
Yusuf Hayaloğlu'na "Ah Ulan Rıza"yı yazdığı için başın sağolsuna,
Can Yücel'e karnı açtır diye iki somun ekmek kapıp gitmek gerek.
Yada "Lüküs Hayat"ı yazdı diye Ekrem Resit Rey'i mali incelemeye
almak lazım gelirdi.
Dost seçme tavsiyene,eğerki dost tarifini size bakarak yapacaksak
aman kalsın,zira benim dostlarım bırakın yazdıklarını okuyarak,yüzünüze
bakarak bile bir hoşnutsuzluğunuzu anlasalar,tokat gibi yüzünüze vurmadan
hissettirmeden hal yoluna gideceklerdir,emin olun.
Yada olmayın,boş verin nasılsa kıymetini bilmezsiniz.
Tavsiye değil,sizin için zorunluluk olmuş,çok bilin sizde olurmu.
Özür dilerim Zülal hanım,bir kerelik hoşgörün,saygılar.
Mesela; Bir "aldatılma yazısı" ise, yazanın aldatıldığını sanmak...
Karamsar ise satırlar, "yazan mutlaka bunalımda" teşhisi koymak.
Ya da algıda seçiciliğin "en uç" örneği olarak...
Kendine göre "bir kelimeye takılmak"...
Ve yazının "özü" ile hiç alâkası olmayan bir sonuç çıkartmak.
Yazanın hayatı ile, yazılan arasında paralellik kurmaya çalışmak...
Yazıyı "kişinin özeli" ile özdeşleştirmek.
Yazanın en büyük sıkıntısı da burada başlar işte.
Oysa orada anlatılmak istenen, bir konu vardır...
Ya da tartışmaya açılmış bir düşünce.
Algılanandan... Çok ama çok farklıdır anlatılmak istenen.
Sezen Aksu, bir şarkısında "Bir kedim bile yok" demişti de...
Kedi yollamışlardı bir sürü. Bunun gibi bir şey işte.
Hiç bir yazan istemez "yazdıklarıyla yargılanmak"...
Ve okuyanın "göre"si kadar anlaşılmak.
İster ki "sadece anlatmak istediği konu veya düşünce" anlaşılsın...
Ve "yazandan bağımsız" algılansın.
Ama bilirim ki... Boşuna çabalarız.
Ne yazarsak yazalım...
"Anlaşıldığımız kadar"ız.
Anlattığımız değil... Anlaşıldığımız kadarız.
ALINTIDIR
Yorum Gönder