Hey sen, küçüğüm
içten olan
sana sesleniyorum
içtenliğin beş para etmediği dünyada
içtenliğine yanan şaşkınca
duy beni...
Saklanbaç oyununun daimi ebesi yani
her seferinde kendini iyice saklamaya karar verip
ortada çırılçıplak kalan ebedi acemi...
Sen küçüğüm sen,
sen yani, kaşlarını çatmış
dudaklarını büzmüş içini çeken
kendine yine savaş ilan etmiş olan
sana sesleniyorum
duy beni
Kolay değil insanın senin gibi soyunup dökünmesi
onlar ki büyüme yolunun her keskin virajında
korunmak için hesapsız esen rüzgardan
büründüler üzerlerine en pahalısından
üzeri hayal kırıklıkları ile işlenmiş örtülerini
ve döne döne kendi etraflarında
kaybettiler anadan firan özlerini...
Kolay değil küçüğüm
sana sesleniyorum
bir kalbin kendini hapsettiği korku tünelinden ışığa çıkması
kan kırmızı, çıplak, savunmasız
hiç kolay değil
duy beni
Sen küçüğüm sen,
sen yani, kaşlarını çatmış
dudaklarını büzmüş
içini çeken,
sana söylüyorum
özenme hiç allı pullu giysilerin ardına saklanmaya
ipliği hayal kırıklığıdır o kumaşın
dokuyanı korku
sızdırmaz ışığı, havayı
duy beni
Özenme küçüğüm
elmas kakmalı bin bir surat maskelere
kör eder seni.
Barış kendinle küçüğüm
çıplaklığınla barış.
Sana söylüyorum
özenme saklanbaç oyunlarının daimi galiplerine,
korkma be küçüğüm kaybetmekten
sen ki damarlarında taşırsın tarih öncesinden
anka kuşunun ölümsüz gücünü.
Marifet saklanmakta değil
kovalamakta hiç değil!
Marifet çokların içinde dimdik durmakta
gerekiyorsa yangının ortasında
ELİNİ UZATIP UMUDA
İŞTE BEN DİYEBİLMEKTE
KORKMA KÜÇÜĞÜM YANARSIN EN KÖTÜSÜ
AMA DOĞARSIN TEKRAR GÜÇLENEREK KÜLLERİNDEN
SEN TEK DUY BENİ..
20 Şubat 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
ılık bi rüzgar gibi geldi bu ankara kışına senin dizelerin zülalcim,yüreğine sağlık,bu arada bi gün görüşelim ya,fasıla gideriz:)(sevgi)
Yorum Gönder