12 Ocak 2009 Pazartesi

YA DİPTEYİM YA GÖKTE

E be 2009! oldu mu şimdi? Ya dipteyim ya gökte...

Yeni yazı yazamaz oldum a dostlar, mahçubum önce kendime sonra size.
Atalarımız bile demiş "Büyük lokma ye, büyük söz söyleme." diye.
Lakin ben söyledim işte!
Ne zaman?
Elbet son yazımda.
İşte bu yüzden mahçubum.
İstedim ki o yazının üzerine, şöyle gürül gürül,
coşkun akan ırmak misali olsun yeni yazım...
Olmadı, olamadı...
2008'in yanında uğurladığım keder ve ıstırap tanrısı Penathos,
meğer bana şaka yapmış, hiç bir yere gittiği yokmuş.
Anlaşılan o ki: 2009'da da hep beraberiz. Ya da...


Ya da insan kırkından önce ne ise sonra da o olurmuş ya,
her ne kadar 40 olmadıysam da benim de değişeceğim yok anlaşılan.
Kendimi hüzünlü yalnızlığımla kabul edip önüme bakmak en iyisi,
diyorum yol yakınken.


Örneğin Cumartesi gününü ele alalım.
Ancak önce size, bir süredir kendi kendime uyguladığım bir farkındalık egzersizi var,
onu açıklayayım:

Son zamanlarda önüme hedef olarak koyduğum felsefe şu:

Keşkeleri geride bırak
Yarını dert edip, zehir etmeden bugünü
Şimdiyi yaşa gülümseyerek.
Amacım: ben farkına varamadan hayatımın akıp gitmesini engellemek.
Bunun için her gece yaşadığım güne 10 üzerinden bir not veriyorum.
Ve bu notu ajandamın baş köşesine yazıyorum.
İnsan şöyle bir sayfaları çevirince farkına varıyor:
Gidişat iyi mi kötü mü? Eğer kötüyse önlem almak, yanlışa dur demek kolay oluyor.
Pek değerli egomuz kendini koruma dürtüsü ile bunu hemen yapıyor.
Ben derecelendirme ölçeğimin bir ucuna hüznümü ve mutsuzluğumu,
diğer ucuna coşkumu ve mutluluğumu koydum.
Siz yaşamla ilgili kendinize çeşitli hedefler koyup, bir ucuna olumlu sonuçları,
diğer ucuna olumsuz sonuçları koyabilirsiniz.
Ancak kendi kendime icat ettiğim bu yöntemin
ben de suyu çıktı, sizin de tahmin edeceğiniz gibi...
Çünkü benimki gibi bir karakterin, bir gününü aynı puan üzerinden
değerlendirmesi imkansız gibi bir şey.
Bir anım bir diğerini tutmuyor ki, nasıl puanlama yapayım?
Bir yerdeyim, bir gökte;
bir bakmışsın dünyayı yaratan benim, 10 üzerinden 10 yani;
bir bakmışsın koca dünyanın yükü sırtımda,
ezilmişim, sürünüyorum,10 üzerinden 1 yani...
Geçen gün dipteki halimi gören bir arkadaş, burcumu söyleyince bana pek acıdı.
Dedi ki çevredekilere "Ay yazık, bir yengeç olarak yaşamak ne zordur, siz bilemezsiniz."
İşte nihayet ben de bu gerçeği kabul ediyorum, kendimi rahat bırakarak.
Çünkü suç ben de değil, burcumda...
Oh be! Nihayet kurtuldum kendime ettiğimi düşündüğüm işkencenin vijdani yükünden.
Suçlu ben değilim, malum burcum.
Gelelim Cumartesi örneğine...
Cumartesi günümü dörde ayırıyorum, bir puanlama yapabilmek için.
Çünkü dört puanın ortalaması mümkün değil yansıtamaz o günkü duygularımı.
Sabah saatlerinde yaşadığım duygu 10 üzerinden 8' i hak ediyor.
Sonra olan oluyor, kızgınlığım kendime... bir anda pat: 10 üzerinden 3!
Benim ego imdada yetişiyor, can havliyle
denize düşen yılana sarılır misali,
biraz takviye alıyorum kalbimden, coşkudan yana.
İşe yarıyor:
Yaşasın hayat, boş ver be Zülal! düşünme yarını, kalbini dinle tek:
10 üzerinden 9 ancak ifade eder bu duyguyu...
Uzun lafa gerek yok, 10 üzerinden 1 bile çaresiz kalır,
anlatamaz bir sonraki duygumu!
Bu yüzden hep söylüyorum, benim bana yaptığımı hiç bir insan evladı yapamaz, kesin...
İşte böyle dostlar...
Coşku benim neyime?
Hemen ardından koşar adım geliyor hüzün,
1 puanı sırtlanıp...
Şimdi Selami Hocam diyecek ki
"Bırak diyorum sana, matematiği..
Topla, çıkar yeter!"
Olmuyor be hocam!
Değil dört işlem,
iki bilinmeyenli denklemler bile zor çözer bu Zülal'in bilmecesini.
Bir yerdeyim, bir gökte!
Bir bakmışsın dünyayı yaratan benim,
bir bakmışsın altında ezilen yine ben...
İnanmıyor musunuz?
İşte,
Cumartesi fırtınasının üzerine,
beyaza bürünmüş dağlarda,
Pazar günü, Ekrem'in objektifine takılmış
iki Zülal görüntüsü
sağ üst köşede...
Cumartesi günü 10 üzerinden 1' de bıraktığım duygularımı
Pazar günü zar zor toparlıyorum orta yollu bir puana...
O da, çamların beyazla arsız aşkına şahit oluşumdan.
Tertemiz karların üzerinde ayak sesimi duyuşumdan kırtt kırtt...
İki yudum kanyağın alevinde temizleyişimden kirlenmiş yaralı kalbimi
hemen altımızdaki buzlu suyun yansımasında...
Ve kadeh kaldırışımdan Zülal'e,
ikizi hüzne 'merhaba' deyişimden ilk,
kırmızı şarabın kardaki işveli imzasını görüşümden yani...

Yani a dostlar, lafın özü:
Hoşgeldin 2009...
Hoşgeldin Penathos!

5 yorum:

Adsız dedi ki...

bak hocam bi daha soyluyorum sana daglardan baska inis cıkıs istemem :))
not verirken yanlis yapiyorsun,anlatayım :))
'duygu' kalkmis yola cıkmıs... 2 puan
sana ulasmayı basarmıs.........2 puan
bos kagit bile verse ..........1 puan
topla 5 puan
10 dan cıkar yine eder kocaman 5
biz eskiden 4.5 tan 5 le gecerdik :))
sen yine en az 5 vermen lazım bu duyguya gordugun gibi
3 nereden cıktı :))
sevgiyle kal
ha bir de ustune bir damat halayı...3 puan
etti mi sekiz
kalan iki yi mi dert ediyorsun hocam ya
hallederiz :)

Adsız dedi ki...

süper süper süperrrr....

Adsız dedi ki...

Ey..
hiç aldırış etmeden zalimce akıp gecen ZAMAN,
ZÜLAL'E söylermisin
Ben geriye dönemem
Sağlıkla yaşadığın her an
Sana verdiğim bir armağandır
Sahip olduklarının kıymeti mutlulugundur
Sahip olamadıkların bende gizli
Sana hazırladığım sürpriz dolu anlar var
Hüzünle değil umutla bekle beni
DERMİSİN..
Ha birde bu aralar baya hızlı akıyosun,biraz
daha yavaş gidebilirmisin :))
Erhan Ersoy

mehmet dedi ki...

Yapma be Zülal kardeş
ver 10 üzerinden 10
hakkediyorsun,

"Ben tiryakisi" olmayı öğrenmekle başla,
Önce ben demeyi öğrenmelisin
"başkaları ne düşünür"
sendromundan kurtularak yani,
Ben bile başarmışken bu yaşta
50 yıllık emeklerimi hiçe sayıp.
güven bence 2009'a
aldırma kimseye,,
ben öyle yapıyorum,
uzatıyorum yardım elimi
her isteyene
Görmeden "kart zampara" bakışlarını...
Bakışlar özgür
Düşünceler özgür
beni ilgilendirmiyor artık 2009'da
2009 milat benim için
MÖ ve MS var artık
İnan bana başarıyorum da,
Bırak kendine puan vermeyi
boğuşma kendinle
ver peşin peşin her güne 10 puan
bak hayat nasıl güzel oluyor
sevmek nasıl güzel
nasıl olsa çantada keklik 10 puan
sınıfta kalmak yok artık,
yarın diye birşey yok
sadece o an var,
ve sen,,
denemelisin bence,
ben denedim,
muhteşem güzel.
neden daha önce gelmedi
diye üzülüyorum 2009.
"Sen mutluluğun resmini yapabilirmisin Abidin"
Evet yaparım
yaptım bile
adı mehmet
az önce burada idi,
dağ oldum, gök oldum
çoşku doldum,
aldırmadan kimseye
evet ben mutluluğun resmini yaptım
beklentilere girmeden,
sıkıntılara boğmadan ama
Nehir akıp gidiyor,
Oturup agop’un hindisi gibi seyretmektense
balık tutmayı,
mangal yakmayı,
yüzmeyi denedim o nehirde,,
meğersem yaşamak ne güzelmiş
ben yaptım be zülal kardeş
ha gayret

Adsız dedi ki...

yazı harika ve yorumlarda nefis bu arada.. ne güzel

Yorum Gönder