Fotoğraf : Ekrem İPEKÇİ Ya da
Her şey bir mektupla başladı!
Yok yok bu başlığı sevdim,
bunu bir kaç yıl sonra
en çok okunan yazar olunca yayınlayacağım kitaba başlık yapacağım!
Beni takmayan tüm köşe yazarlarına,
gazete patronlarına,
bir de
"yazılarımı on günde zar zor onaylayıp (MEKTUPTAN SONRA)
en son eklenen içeriklere bile almayıp,
doğrudan
arşivin yolu bulunmaz karanlık dehlizlerine saklayan;
kendilerince
sen misin bizi küçümseyen (malum mektup nedeni ile!!!) al sana diyen
ambargocu zihniyete"
kapak olsun diye....
Bu yazıdan sonra ömür boyu ambargo yiyip
ben de kapak olabilirim ama
yine de
umut fakirin ekmeği derler ya
bir de
dilin kemiği yok!
Neyse ne...
İşte bu da zülal farkı!!!
****
Giriş bölümünden de anlaşılacağı gibi bu günkü yazımız yok sayma üzerine
YA DA YOK SAYILMA
ya da kendini adamdan sayma
ya da kraldan çok kralcı olma
ya da kendini fasulye gibi nimetten sayma
ya da isyan
ya da
HİŞŞŞTTT!
BEN DE VARIM...
HEYYY!!
ORDA BİRİ VAR MI?
YA DA BİRİLERİ?
YA DA
ULAN BENİ GÖREN YOK MU?
SESİMİ DUYAN?
ZAMANINDA SAİT FAİK'e
Hişt hişt diye
SESLENENLER NERDE?
***
"...
Nerden gelirse gesin;
dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan,
ottan, böcekten, çiçekten.
Gelsin de nereden gelirse gelsin!...
Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları...
-Hişt hişt!
-Hişt hişt!
-Hişt hişt!"
****
İnsanların en büyük sorunu bu bence
psikoloji biliminin en çok üzerinde durduğu da!
VAR OLMA mücadelesi...
İnsan, insan oldu olalı hiç bitmemiş ki bu mücadele
bir garip zülal'inki battı gözünüze?!
DEVAMI GELECEK HİÇ ÜZÜLMEYİN....
