30 Ağustos 2008 Cumartesi

KöŞe yazarı OlayIM derken PSİKOPAT OLDUM! -1-

Fotoğraf : Ekrem İPEKÇİ


Ya da
Her şey bir mektupla başladı!

Yok yok bu başlığı sevdim,

bunu bir kaç yıl sonra
en çok okunan yazar olunca yayınlayacağım kitaba başlık yapacağım!

Beni takmayan tüm köşe yazarlarına,
gazete patronlarına,
bir de

"yazılarımı on günde zar zor onaylayıp (MEKTUPTAN SONRA)
en son eklenen içeriklere bile almayıp,
doğrudan
arşivin yolu bulunmaz karanlık dehlizlerine saklayan;
kendilerince
sen misin bizi küçümseyen (malum mektup nedeni ile!!!) al sana diyen
ambargocu zihniyete"
kapak olsun diye....

Bu yazıdan sonra ömür boyu ambargo yiyip
ben de kapak olabilirim ama
yine de
umut fakirin ekmeği derler ya
bir de
dilin kemiği yok!
Neyse ne...
İşte bu da zülal farkı!!!

****


Giriş bölümünden de anlaşılacağı gibi bu günkü yazımız yok sayma üzerine

YA DA YOK SAYILMA

ya da kendini adamdan sayma

ya da kraldan çok kralcı olma

ya da kendini fasulye gibi nimetten sayma

ya da isyan

ya da

HİŞŞŞTTT!

BEN DE VARIM...

HEYYY!!

ORDA BİRİ VAR MI?

YA DA BİRİLERİ?

YA DA

ULAN BENİ GÖREN YOK MU?

SESİMİ DUYAN?

ZAMANINDA SAİT FAİK'e

Hişt hişt diye

SESLENENLER NERDE?


***

"...

Nerden gelirse gesin;

dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan,

ottan, böcekten, çiçekten.

Gelsin de nereden gelirse gelsin!...

Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları...

-Hişt hişt!

-Hişt hişt!

-Hişt hişt!"


****

İnsanların en büyük sorunu bu bence

psikoloji biliminin en çok üzerinde durduğu da!

VAR OLMA mücadelesi...

İnsan, insan oldu olalı hiç bitmemiş ki bu mücadele

bir garip zülal'inki battı gözünüze?!

DEVAMI GELECEK HİÇ ÜZÜLMEYİN....


25 Ağustos 2008 Pazartesi

İNSANCA YAŞAMAK NE DEMEKSE?

HAFTANIN YORUMU: İnsancanın İlk Hecesi

18 bin öğretmen atandı.
10 bin daha atanacak.
10 binlercesi ise sırada..

Bu mutluluk niye? Bu coşku? Bu umut?

Milli Eğitim'in sorunları ortada iken?

Öğretmenin sefaleti göz yaşartırken?!

Yok yok ben insanca yaşam falan demiyeceğim...

İşi eğitmek olan öğretmenin eğitimsizliğinden bahsedeceğim.

Yani öğretmenin eğitim alamamasından
hatta genel kültürünü bile güncel tutamamasından...

Niye mi?

Korsan olmayan bir kitap ne kadar, haberiniz var mı sizin?

Çeşitli derneklerde, üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında VERİLEN EĞİTİMLERİN, PANELLERİN, KONFERANSLARIN KATILIM ÜCRETLERİNİN KAÇ EURO olduğundan haberdar mısınız?

Amacı, kendini gerçekleştirmiş birey yetiştirmek olan bir öğretmenin,
hobisiz olması düşünülebilir mi?
Peki sizin hobi sahibi olabilmenin aylık maliyetinden haberiniz var mı?

Buyrun:
Haftada 1, ayda 4 kitap : 4 x 20=80 YTL
Aylık ya da haftalık mesleki yayın: 2 x 7 = 14 YTL
Günlük gazete X bir ay : 12 YTL
Ayda iki sinema : 2 x 9 = 18 YTL
Ayda 1 tiyatro (özelini devletini ortalayalım) :15 YTL
İnternet bağlantısı : 30 YTL
Herhangi bir hobi : 50 YTL
(Not: Örneğin trekking: günlük sadece katılım ücreti 25-50 ytl+ malzemesi; yağmurluk, bot, çanta, yediğin içtiğin... Haftada bir kere gitsen ayda en az 100 ytl)
Konferans, kongre (şehir içi) :100 YTL
(Not: Katılmak istediğim mesleki bir kongrenin duyurusunu yeni aldım: 1oo EURO kayıt +3 gün x100 = 300 EURO konaklama... elbette bu durumda bana karşıdan melül melül bakmak düşecek!)

Toplayalım hepsini: 319 YTL

Buyrun!

Tenefüs aralarında çay kahve içersen
öğlen ayak üstü bir şeyler yemeye de kalkarsan
nerden baksan günlük 10 ytl'den (22 iş günü) 220 YTL eder.

Etti mi sana yeni toplam 549 YTL !

Şimdi bizim bu öğretmen öğretmen haline bakmadan bi de evlenmişse;
gaza gelip hiç düşünmeden bir de çocuk..

Hele tek maaş ise zaten sözün bittiği yer...
Artık limon mu satar, cam mı takar, kum mu karar bilmem ...

Aşağıdaki kısım bence bütçenin sadece yaşamak kısmı,
yukarıdaki kısım ise insanca kısmının sadece ilk hecesi...
yorum sizin...

500 ytl kira verse;
elektiriği, suyu, gazı, telefonu falan ortalama 250 ytl tutsa;
günde bir gidiş bir dönüş olmak üzere evden iki kişi otobüse falan binse: 2x 60=120 ytl;
en düşüğünden çocuğunun eğitimi için 200 ytl harcasa;
semt pazarından meyve sebze alsa her hafta, en ucuzundan: 4 x 50: 200 ytl
girince insanın başını döndüren mega market alışverişini haftalık 50 ytl ile kısıtlayabilmeyi becerse 4 x 50= 200 ytl

Yeni toplam alalım mı?

İnsancanın ilk hecesi= 549 YTL
YAŞAMAKın asgarisi =1470 YTL
Bir öğretmenin ruh sağlığını koruyarak işini yapabilmesinin asgari bedeli= 2019 YTL

GELECEĞİMİZİ EMANET ETTİĞİMİZ ÖĞRETMENLER İÇİN ÇOK MU?

*******

18 bin öğretmen atandı.
10 bin daha atanacak.
10 binlercesi ise sırada..

Sahi bu mutluluk niye? Bu coşku? Bu umut?

Milli Eğitim'in sorunları ortada iken?

Öğretmenin sefaleti göz yaşartırken?!

Yurdumun işsizler ordusundan sıyrılıp

yaşasın ben de 657 oldum diyebilmek için mi?

Sahi siz neden öğretmen oldunuz?

19 Ağustos 2008 Salı

Buyrun Size Röportaj

Bizim Murtaza Efendi'ye sordum:
-Seninle röportaj yapabilir miyim? diye.
Cevabı tek sözcük:
-Sebep?
Benim cevabım ise cevap içeriğinden henüz çok uzak.
O nedenle bolca em, küm, yani ... içeriyor.
Neyse...

Mürtaza Efendi ile röportajım çok renkli geçti.
Ancak bu yazının konusu aslında tek soru içeriyor,
Ayşe ARMAN' ın meşhur sorusunu.
O nedenle giriş gelişme bölümlerini geçelim ve bu yazıyı fıkra tadında noktalayalım.


Murtaza Efendi'ye günün sorusunu yöneltiyorum:

-Hayatında hiç "one night stand" oldu mu?

-Af buyur?!

-Yani tek gecelik bir ilişkin?

Yüzü, babasının pala bıyıklarını ödünç almış suçlu bir çocuk ifadesine bürünüyor.
Sesini alçaltıp bana doğru eğiliyor:

-Bir kere olduydu, hanım duymasın!

-Gerçekten mi? Sonra tekrar görüşmediniz mi?

-Yok, yok, sadece bi kere.
O da tee Ankara'ya yeni göçtüğümüzde.
Arkadaşlar falan hep bahsediyorlardı
Bentderesi diye, meraktan yani.

-Hıı!?

07 Ağustos 2008 Perşembe

"SEVGİLİSİNİN pnsini KESİP CAMDAN ATTI"

HAFTANIN YORUMU
"Sevgilisinin pnsini kesip camdan attı."
Nereye?
Karşı apartmanın damına...
Düşünün öfkenin ve nefretin boyutunu:
Alıp ta yerine dikemesinler!
Hatta kedilere kuşlara yem olsun...
Bu kadar yani!..

Bitiyorum böyle haberlere...
Yanlış anlaşılmasın, olay çok üzücü...

Ama...

Tamaaam, itiraf ediyorum:
Bu haberi okuyan erkekleri düşünüp keyifleniyorum.
(Aman Allahım bu saatten sonra bi de feminist mi olacaktım?!)
Düşünsenize bu haberi okuyup
şöööyle köküne kadar ürpermeyen bir erkek olabilir mi?

Ve kendi karısını ya da sevgilisini düşünüp
"Acaba"diye sormayan?

Sonra da
cık cıklayıp
kafasını sallayıp
dudağını büküp
boğuk ve alaycı bir ses tonu ile
parantez içinde bir ünlem çıkarmayan?

Yani
"Cık cık... yok artık... yapmaz yaaa(!)" demez mi?
Yurdumun erkekleri
acaba?

03.08.2008

Not: Bu haberin hemen ertesinde basına bence çok daha ciddiye alınması gereken bir haber düştü.
İlgili eylemi gerçekleştiren bayan "TUTUKSUZ yargılanmak üzere SERBEST bırakıldı..."

Yok, ben bi şey demiyorum...

Yani...

Yorum sizin...