Dediler ki çok karamsar yazıyorsun.
Sana yakışmıyor.
Hatta bir tanesi bana mazoşist bile dedi.
(Hakkaten benim bana yaptığımı kimse yapmadı hayatta... Neyse derdim kendimle?!)
Ciddiye aldım onları...
Zaten bir önceki yazımda da bu karamsarlığın tespitini yapan ben değil miyim?
Hakikaten ayıp oluyor, bu kadar negatif bakış açısı.
Düşünün daha bir hafta olmadı "Önce İletişim" konulu bir seminerde pozitif bakış açısı üzerine ahkam keseli... Gerçi mum kendi dibini aydınlatmaz, kelin ilacı olsa başına sürer, doktorun(doktor muydu bu sözün aslı?) söylediğini yap, yaptığını yapma gibi sözler ile bu çelişkiye atalarımız yüzyıllar öncesinden dikkat çekmişler ama...
Ama biz bir kere sorunu tespit ettik ve ben etkili problem çözme konusunda da ahkam kesen birisi olduğum için bu sorunu çözmek artık bana farz oldu...
Aslında önce bardağımızın boş ve dolu tarafını iyice tespit etmek, sonra dolu tarafın hakkını vererek boş tarafı doldurmaya bakmak lazım ama bunu 2008'e hoşçakal derken yapalım. Şimdi önce nasıl çözülür şu problemler onu bir inceleyelim. Ayrıntıları sonraki yazılarda değerlendiririz hep birlikte. Hadi alın siz de elinize kalemi, birlikte değerlendirelim şu mutsuzluklarımızın hikmetini.
1. Nedir sizi en fazla rahatsız eden şey? Ama dikkat edin: yaşadığımız sorunlar birbirini tetikler. Yani işe her gün mutsuz gidiyorsunuz, diyelim. Gerçek problem ne? İşinizi mi sevmiyorsunuz? Maddi ya da manevi doyum elde edemiyor musunuz? Yoksa yaptığınız iş size; ilgi ve yeteneklerinize tamamen ters mi? İş yerindeki arkadaşlarınızla sorun mu yaşıyorsunuz?İletişim kuramıyor musunuz? Özgüven sorunu mu yaşıyorsunuz? Bu ilk adımda işe mutsuz gitmenizin nedenini iyi tespit etmeniz çok önemli. Belki de evdeki mutsuzluğunuz işe yansıyordur. Ya da işteki mutsuzluğunuz eve... Ya da eşinizle yaptığınız kavgalar çocuklarınıza... Yaşamınızın tamamını etkileyen gerçek sorununuz ne?
Geleceğin en önemli engeli kararsızlıktır. Kararsızlık bugünümüzü karartır, geleceğimize ambargo koyar. Adım atman gerekiyorsa, at.
2. Şimdi tespit ettiğiniz bu sorunu nasıl çözebileceğinizi düşünün. En uç alternatifleri bile yazın. İstifa etmek bir alternatiftir. Ya da çıkıp patronunuzun karşısına derdinizi anlatmak. İşinizi değiştirebilmek için bir plan yapıp ilk adımları atmak, sizi rahatsız eden kişiye tavrınızı koymak, çalışma ortamınızda size huzur verecek şekilsel değişiklikler yapmak da... Tespit ettiğiniz soruna yönelik üretebileceğiniz kadar alternatif çözüm üretin.
3. Şimdi de bu çözümleri oturup tek tek gözden geçirin. Hangi çözüm yeni problemlere yol açmadan gerçekten sizin sorununuzu çözer. Seçin bir tanesini.
4. Seçtiğiniz bu çözümü nasıl uygulamaya koyacaksınız? Uygulama basamaklarını belirleyin.
5. Adım atın. Attığınız her adım da, her basamakta kendinizi ödüllendirin.
6. Bir süre sonra bir bakın bakalım, problem çözüldü mü? Çözülmedi mi? Eee o zaman sil baştan bu 6 adımı yeni alternatiflerle tekrar uygulamaya koyun.
Şimdi "Söylemesi kolay, yiyorsa sen uygula!" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Gerçekten zor. Ama asıl problem, ilk adımı atmakta. Yani bir problemimiz olduğunu kabul etmekte. Yani ilk basamakta. Benim gerçek problemim ne? sorusuna en içten yanıtı kendimize verebilmekte. Bu basamaktan sonra geriye sadece istemek ve cesaret etmek kalıyor.
Ben mi? Evet bir sorun belirledim kendime. Çözmek zaman istiyor ama ben ilk adımı attım bile...
Hadi hepimize rastgele!
Not: Ben bu blogta Zülalce yazmayı tercih ettim aslında... Kişisel gelişim konusunda uzmanca yorumlar yapmak kolay. Onu iş hayatımda sürekli yapıyorum. Oysa bilimsel lafları bir kenara bırakıp sadece bir garip zülal olabilmek çırıpçıplak okuyucuların önünde... İşte bu zor. Zor olanı yapıyorum ama ne kadar anlatabiliyorum kendimi?
Bir okuyucum "Erkek gibi düşünüyor ve yazıyor..." demiş benim için. Erkek gibi... Cesur mu? Güçlü mü? Üzerime yapışmış aslan imajı mı, kastettiği? Bu kadar açık, bu kadar çıplakken duygularım, şu kedinin miyavlamaları neden kükreyerek çarpar karşı yamaca? Yoksa ben gerçekten aslan mıyım ne?

2 yorum:
selam hocam
hayati karmasik yasamaya degmez, formul dort islem, yeter, hatta bolme, carpma bile az kullanilir, toplama cıkarma yeter,
istersen varsa bir sorun sadece olayları topla ve cıkar bakalım kalan ne?
ne yani asma kopru mu yapiyoruz da detaylı hesap yapalim :))
yeni yilin kutlu olsun
selami kalay
Dostlar eleştiri yapar,
Haklılardır da,,,
Ama bence sen bu eleştirileri yanlış yorumluyorsun Zülal Kardeş.
Bence “karamsar yazıyorsun”
Anlamında yorum farkımız var
Ve sana yakışmayan,
yazdıkların değil,,
Yazdıkların çok güzel
Ama karamsar olan sensin,,
Dostlarının söylemek istediği aynen bu,,
Ne eksik, ne fazla
Vazgeçmeyi ve eskiye takılmamayı öğrenmelisin
Ve aynı filmi geri sarmaktansa
Yeni filmler koymalısın hayatına…...
Dostların bunu söylüyor galiba
“Mazoşist”
Evet,, eskileri atmadıkça
Daha çok duyacaksın bu kelimeyi
Eskilerden kurtul,,
Yeni cici, sana uyan giysiler al kendine
Ama kesinlikle zülalce olmaktan vazgeçme
Olduğun gibi doğal ve yalın
Ve maskesiz
Haklısın,,
Zor olan bu,,,
İnan bana Zülal kardeş,,
Yeteri kadar anlatabiliyorsun kendini
Daha güzelde anlatamazsın kendini…
Ve
Seni hiç görmeden
Hiç tanımadan
Neye benzediğini bilmeden
Sadece yazdıklarından tanıyorum,
Eğer nasip olursa bir gün görürsem eğer,,
Yanılmadığımı da göreceğimden eminim.
“erkek gibi düşünüyor”
Diye yazarken ben,,
Anlatmak istediğim
Cesur yada güçlü değildi.
Erkek mantığı ile hareket ediyorsun anlamında idi..
Yani açık, net ve düz,,,
Süslemeden, dolaştırmadan
Olduğun gibi yani
Eğrisi ile doğrusu ile
Aslan falanda değilsin kardeşim
Bence gerçek bir kedisin,,
En azından yazıların öyle söylüyor
Mutlu ve sağlıklı yeni yıllar dilerim
Yorum Gönder