29 Kasım 2008 Cumartesi

ÖLECEĞİNİZİ BİLSEYDİNİZ...

Yaşamda öyle anlar var ki, durup kaldığınız...
Öyle anlar var ki, hiç bir okulda öğretilmesi mümkün olmayan..
Öyle anlar var ki, bir çuval kitaba bedel...

Hiç beklemediğiniz bir anda çıkıp geliveren görünmez kazalardan bahsediyorum.
Öyle kazalar ki kırk yıl düşünsen aklına gelmeyecek türden...
Vardır hepimizin böyle bir kaç yaşantısı..
ya da yakın çevrenizden, tanıklık ettiğiniz yaşantılar;
Size ölümü hatırlatan,
öyle çok uzakta olmadığını yüzünüze haykırıveren...
Ve ölümün bir anda, hiç beklenmeyen bir anda gelebileceğini fısıldayan..

Düşünsenize evden çıkıyorsunuz,
belki o gün sevdiğinize homurdandınız,
belki siz çekip giderken o olduğu yerde kala kaldı,
gözleri buğulanmış bir halde;
belki canınızdan çok sevdiğiniz çocuğunuzu,
bir bardak kırdı diye azarladınız daha bir saat önce..

Sahi annenize en son ne zaman "seni seviyorum" dediniz?
Ya babanıza?
Kardeşlerinize? Çocuklarınıza? Dostlarınıza?
Peki ya ona?

İnsan ölüm gerçeği ile yüzleşince
tüm küslükler, kırgınlıklar, takıntılar,
yaşamak için değil, yaşamamak için bulunan tüm bahaneler,
incir çekirdeğini doldurmayan ama yaşamımızı zehir eden tüm ayrıntılar,
ne kadar komik ve anlamsız oluyor...

Ne malum bu yıl içinde ölüp gitmeyeceğiniz?
Eğer bilseydiniz bir yıl içinde öleceğinizi şimdi ki gibi mi olurdu
sevdiklerinize, en önemlisi kendinize karşı tavrınız?
Ya bir ayınız kaldığını bilseydiniz?
Ya bir hafta, belki de daha az!?
Neler eksik kalırdı içinizde?
Neyin pişmanlığını yaşardınız?
Keşke şu kadar daha zamanım olsaydı...
O zaman herşey farklı olurdu der miydiniz?
Belki de herşeyi yoluna koymak için
ihtiyacınız olan zamana, tam da şu anda sahipsiniz...
Hadi ama ne duruyorsunuz?
Düşünün bu gün, bu hafta, bu ay, bu yıl öleceğinizi bilseydiniz
neleri değiştirmek isterdiniz?
Hemen bir kağıt, kalem alın elinize
yazın alt alta
yatağınızın baş ucuna asın
acele edin
gerçekleştirdiklerinize yıldızlı bir artı koymayı da sakın unutmayın..

Dünkü pişmanlıklara yanarken
bu gün ağlayarak
hazırlıyoruz hiç düşünmeden
yarına bir kaç pişmanlık daha...
Bu gün dünden dolayı boynu bükük
Yarın bugünden dolayı öksüz
Hep eksik, hep pişman
hep mutsuz bir yaşam, geride kalan!..

4 yorum:

Adsız dedi ki...

harrrikasiiin hasibeeee!

Adsız dedi ki...

Yine güzel..Hep güzelll..Ellerine sağlık canım..

Adsız dedi ki...

selam hocam
bu guzel yazilarini hayranlikla okuyorum ,gunluk yasamin icinde kaybolmaya egilimliyiz hepimiz, halbuki bizim disimizdaki yasamlari da(hastahane,yurt,hapishane,vb vb) gormeye anlamaya calisirsak herhalde daha olumlu dusunuruz,
yazilarinda , hani su yildiz koyacagimiz gereklestirdiklerimiz var ya onlari kuvvetli kaleminle daha cok islemeni bekliyorum
zor gunler geride kalmali ama ders cıkararak .
sevgiler selamlar

Adsız dedi ki...

cici zülal cici zülal!!ne yapıyorsun orda öyle..babasızlığının intikamını zavallı erkeklerden çok almadın mı..hala bir hikayeyi yaşıyorsun yani yoksun..kendini çok merhametli sandığın lahzada aslında çok zalimsin..sevmeyi hiç bilmedin ..kendine bir zulüm yarattın..herkes öksüz be zülal ne hava atıyorsun..oyuncaksın be zülal kendine sevda oyuncakları yaratıyorsun......kedilere gösterdiğin merhameti hiç bir erkeğe göstermedin be zülal...

Yorum Gönder