05 Aralık 2009 Cumartesi

TAROT BİLE DEDİ: GÜVENME YILDIZ HAYALİ KURUP KENDİNDEN KORKANLARA

Ben doğduğumda ay böyleymiş....


Geçen akşam dolunay vardı bi başına gökyüzünde...
Çevresi güneşliydi, ışıl ışıl
Kalabalıklar karanlıklara sinmişti nedense(!)
Anlamadım
Bir uyarı mıydı dolunayın tüketen enerjisine...

Güzelliklerin gizzemli tanrıçası
coşkunun müjdecisi
şefkatin kucaklayan anası adına
yeryüzünden seslendim ona
bi başıma...
Dedim ki: "Hey sen!
övünme bana saçtığın ışığınla
çocukluktan büyüttüğün üşümüş gururunla
hele ki karanlığa karşı verdiğin
sözüm ona ilkeli savaşınla...
Bak, kalabalıklar geceye saklanmış
kabul et, yalnızsın sen de hayali umudunla..."

Ses vermedi dolunay bana
sindi, geceye dağıttı ışığını
gömüldü bi başına karanlık yalnızlığına...
Anlamadım önce
belki de istemedim anlamayı,
bir tarot açtım kendime...

Kupasından fırlayan bir balığa
şaşkın şaşkın bakan bir prens çıktı karşıma.
Dedim ey tarot, nedir bunun anlamı?
Dedi şair ruhlu, duygularını açığa vurmaktan çekinmeyen
romantik bir kişilik...

Dedim nedir sorunu?
Niye baş aşağı durmakta?
Dedi boşver,
güzeli görüyor ama korkuyor kendinden
yani aşkı yaratma hırsından yoksun düşmüş bir kişilik!

Anlamam dedim tarato
açıkla şimdiyi bana!
Dedi sekiz kupayı geride bırakıp
seni terketmiş acımasızca,
kurak alanlara doğru
kutsal yerlerin hayaliyle
ilerleyen bir adam var kartta,
hem de dolunayın ışıkları altında...
Kabul et, acı verir bu kart
ayrılışları simgeler özetle...

Dedim ne olacak bu işin sonu
dedi değerini tüketecek bu tanışıklığın özü!
Dedim nedir gelecek, açık konuş?
Dedi tılsım yedilisidir son sözüm özü de sabır...

Küstüm tarato, fırlattım attım geleceği
öfkeyle çarpıp kapıyı, çıktım geceye umutla
yağmurdan bir kaç damla istedim gözlerime
rüzgara göz kırptım
bir nefes dedim
sadece bir nefes...
Arsızca çektim havayı ruhuma
kaldırıp göz pınarlarımı yıldızlara
gülümsedim taa çocukluktan kalma
bir dut ağacının dallarında
yıldızlardan çok uzakta
sözüm ona yıldız hayali kuranlara...